|
Bilim ve
Teknoloji Bölümü
Bilimin
çözemediği 13 olay
4) HOMEOPATİK ERİYİKLER ETKİLİ Mİ?
Homeopatik yöntem, kimyasal ilaçların sulandırılması
esasına dayanır; tek bir ilaç molekülü içermeyecek
noktaya gelinceye kadar sulandırılma devam etse dahi,
suyun iyileştirme özelliğini koruduğu iddia edilir. Bu
nasıl oluyor?
Belfast'taki Queen's University'den farmakolog Madeleine
Ennis ise homeopatiyi şiddetle eleştirenler arasında.
Homeopatinin hiçbir işe yaramadığını düşüncesinde.
Ennis, son makalesinde, iltihabi yangı durumunda ortaya
çıkan insan akyuvarları üzerinde aşırı sulandırılmış
histaminin etkilerini araştırdı. Bu bozofiller, hücre
saldırı altındayken histamin adı verilen maddeyi
salgılar. Bunlar bir kez salgılandığı zaman, histamin
bozofillerin daha fazla salgılamasını engeller. Farklı
laboratuvarlarda tekrarlanan bu çalışma homeopatik
eriyiklerin histamin gibi etki yarattığını ortaya
çıkartmış. Bu sonucun üzerine Ennis bu etkinin yok
sayılamayacak kadar gerçek olduğunu kabul etmek zorunda
kalmış.
Bu nasıl oluyor? Homeopatlar kömür, örümcek zehiri gibi
maddeleri etanol içinde eriterek, bu "ana eriyik"i su
ile tekrar tekrar sulandırır. Sulandırma düzeyinden
bağımsız olarak homeopatlar, orijinal ilacın su
molekülleri üzerinde iz bıraktığını iddia eder.
Ennis'in niçin konuya kuşkuyla yaklaştığını
anlayabiliyoruz. Kaldı ki homeopatik tedavinin, geniş
kapsamlı, plasebo-kontrollü klinik bir deneyde bugüne
dek yararlı olduğu kanıtlanmadı. Ancak Belfast çalışması
(Inflammation Research, vol 53, p 181) bazı şeylerin
"etkin olduğunu" gösteriyor. Enis diyor ki:
"Bulgularımızı açıklamakta zorlanıyoruz. Dolayısıyla
başkalarını ileri deneyler yapması için teşvik ediyoruz.
Eğer bu ileri deneylerde sonuçlar olumlu çıkarsa kimya
ve fiziği yeniden yazmamız gerekebilir."
5) KARA MADDE VAR DENİYOR, AMA NEDİR AÇIKLANAMIYOR!
Fizikçiler, evrende bazı olayları
açıklayabilmek için kara maddenin varolduğunu söylüyor.
Yerçekimi konusundaki bilgilerimizi galaksilerin nasıl
döndüğü konusuna uyarladığınız zaman, ortaya yeni bir
problem çıkar, çünkü galaksilerin hızla birbirlerinden
ayrılması gerekir. Galaktik madde merkezi bir nokta
etrafında yörüngeye oturur, çünkü bunların karşılıklı
kütleçekimsel cazibesi, merkezcil kuvvetler yaratır.
Ancak galaksilerde, gözlenen dönmeyi yaratacak miktarda
kütle yoktur.
Amerikalı astronom Vera Rubin, 1969'lu yılların
sonlarına doğru bu anormalliği tespit etti.
Fizikçilerden gelebilecek en anlamlı tepki,
görebildiğimizden daha fazla kütlenin varolabileceği
doğrultusundaki önermeydi. Burada sorun bu "kara
madde"nin ne olabileceği konusunda kimsenin bir fikri
olmamasıydı.
Şu anda hálá bu soruya kimse yanıt veremiyor. Öneri bol
ama bu konuda bir ortak bir görüş yok. Bu da bilim adına
utanılacak bir konu. Astronomik gözlemlere göre kara
madde evrendeki kütlenin yüzde 90'ını oluşturmakla
birlikte, insanoğlu bu yüzde 90'ın ne olduğunu
bilmemekte.
Büyük bir olasılıkla en önemli neden belki de böyle bir
şeyin varolmamasıdır. Rubin de gerçeğin bu olduğuna
inanıyor: "Eğer seçme şansım olsaydı, geniş
mesafelerdeki kütleçekimsel etkileşiminin doğru olarak
tanımlanması için Newton'ın yasalarının değiştirilmesini
talep ederdim."
6) MARS'TA METAN GAZININ KAYNAĞI NE?
Viking uzay araçlarından biri Mars'ta metan gazı var, diğeri yok
diye rapor etti? Var mı yok mu?
1976 yılında Gilbert Levin gört gözle uzay aracı
Viking'den gelecek verileri bekliyordu. Mars'tan
milyonlarca kilometre uzakta, Viking uzay araçları
Lander, yerden aldıkları toprak örneğini karbon-14
etiketli madde ile karıştırdı. Lander'ın üzerindeki
enstrümanlar, topraktan yayılan emisyonun içinde metan
gazı olduğunu saptarsa, Mars'ta yaşam olduğu
anlaşılacaktı.
Viking sonucun pozitif olduğunu belirtti. Demek ki bazı
organizmalar karbon-14'ü sindirip yaktığı için metan
gazı çıkıyordu.
Ancak bu sonuçlar beklenilen etkiyi yaratmadı. Çünkü,
organik molekülleri bulmak için tasarlanan başka bir
enstrüman hiçbir şey bulamamıştı. Bilim adamları da
Viking'in yanlış veri gönderdiği konusunda görüş
birliğine vardı. Peki Viking niçin pozitif sonuç
göndermiş olabilirdi?
Tartışmalar şiddetlendi. Bu arada NASA'nın Mars'a son
gönderdiği Rover'ların yolladığı bilgilere göre Mars
geçmişinde sulak bir gezegendi ve bu nedenle yaşam
olasılığı vardı. Levin, Mars'tan gelen tüm verilerin
yaşam olduğuna ilişkin görüşünü desteklediğini ileri
sürüyordu.
Ve Levin bu iddiasından hiçbir zaman vazgeçmedi ve bu
konuda da yalnız değil. Los Angeles'teki Güney
Kaliforniya Üniversitesi'nden hücre biyoloğu Joe Miller,
verileri yeniden gözden geçirerek, emisyonun 24 saatlik
biyolojik döngüsüne ilişkin kanıtlar içerdiğini ileri
sürdü. Bu da, yaşamın olduğuna ilişkin çok önemli bir
kanıttı.
Acaba öyle mi? Mars'a gönderilecek araçların, Mars'ta
yaşam olup olmadığını bazı moleküllerin şekline bakıp
karar verecek.
Devamı
İçin Lütfen Tıklayınız |